SEKTÖR HABER DETAY

Yeşilova Holding Stratejik Yönetim ile gelecek daha sağlam
15.12.2020

Şirketlerin kendilerini ayakta tutmaları adına stratejik yönetimin büyük önem taşıdığına değinen Yeşilova Holding Yönetim Sistemleri Müdürü Halit Yılmaz, şirketlerde uygulanan stratejik yönetimi insan vücut sistematiğine benzeterek konuyu şu sözlerle örneklendirdi: “Vücudumuzun içindeki hücrelerle birlikte yaşayan ve en az hücrelerin sayısı kadar bakteri ve parazitlere de sahibiz. Çoğunluğu zararsız hatta bir kısmı faydalı olan bu organizmalar ve vücudun sahibi olduğunu sandığımız benliklerimizi, birbirleri ile yaşamayı bilen iki paydaş olarak görebiliriz. Aslında her tarafın amacı tek ve ortaktır: Sağlıklı yaşam! Dönem dönem vücut içerisine sirayet eden başka organizmalar da olabilir. Son zamanların en popüler karakteri diyebileceğimiz Corona gibi örnekleri olan virüsler, vücut içinde yaşamayı bilmeyen, yabancılık çeken, kendi varlığını sürdürmeye çalışırken etrafına zarar veren mikroorganizmalardır. Yaşam alanları sanki bu beden değilmiş gibi davranırlar. Anlatılan iki farklı yaşam birlikteliği çeşidine baktığımızda; birinde ortak amaç varken diğerinde menfaat vardır. Birinde dayanışma varken, diğerinde mücadele vardır. Birinde birliktelik ve sinerji varken diğerinde çıkar içeren rekabet vardır. Yani, birincisi vücut ortamında ‘kazan kazan’ katkısı sunarken, ikincisi amaca ulaşmayı zorlaştıran engeldir.”

Şirketler, büyük bir ekosistemin parçası
Şirketlerin de aynı insan vücudu gibi kendi başına bir şirketten ibaret olmadığını ve büyük bir ekosistemin parçası olduğunun altını çizen Yılmaz, şirketlerin çalışanlarıyla, müşterileriyle, tedarikçileriyle, iş birliği içinde olduğu diğer taraflarla, toplum ve dünya ile iç içe olduğunu belirtti. Şirketlerin sadece kendi sermayedarlarına ait olmayıp paydaşlarla etkileşirken, paydaşların da şirketin amaçlarına ulaşması için onunla birlikte hareket ettiğini de sözlerine ekleyen Yılmaz “Şirketin hissedarları, liderleri, ekipleri ve tüm çalışanlarıyla aynı yöne bakabilme ve aynı amaca doğru hareket etme etkisi önemsenmelidir” ifadelerini kullandı. 

Şirketler paydaşlarını iyi analiz etmeli
Şirket stratejisinin adımlarını da tanımlayan Yılmaz, konuyu şu sözlerle özetledi: “Stratejik yönetimin özünde şirketin kendini bilmesi yatar. Kendini sadece bir şirket olarak görmemesi yatar. Bu bünyeyi, bu tüzel kişiliği paylaştığı paydaşları tanıması yatar. Hangilerinin faydalı organizmalar olduğunu ve hangilerinin virüs tavrı sergilediğini analiz edip bilmesi yatar. Bu açıdan paydaşların belirlenmesi, analizi ve her paydaşın beklentisinin ne olduğunu anlayıp bunları dengeleyebilmesi stratejinin ilk adımıdır. Sonraki adımda ise iç veri analizi başlar. Efor testi misali; yıllık çalışmaların performans sonuçları, ortalama bir bünyenin sahip olması gereken değerlerle kendi değerleri arasındaki farklara bakılır. Tabii bu noktada doğru amaç ve vizyon belirlenmesinin önemi çok büyüktür. Örneğin şampiyon bir boksör olma hedefimiz varsa, performans sonuçlarımızın ortalama bir insandan çok daha öte olmasını bekleriz. İç veri analizleri ile mevcut durumumuzu anladıktan sonra çevresel şartları anlamaya, karşımıza çıkabilecek tehditleri ve fırsatları tahmin etmeye çalışırız. İçinde yer aldığımız pazarı etkileyen politik, ekonomik, sosyal ve teknolojik konuların ne durumda olduğunu anlarız. Bunlardan karşımıza çıkabilecek fırsatları ve tehditleri yakalamaya çalışırız. Mesela içinde bulunduğumuz sektörün kurallarına bakarız, kimlerin bu pazarda yer aldığını ve durumlarını araştırırız. Kendi performansımızı diğer sektör oyuncuları ile karşılaştırırız.”

Fayda üreten paydaşlar stratejilere ulaşmanın kilit noktası 
Bir nevi kurumsal check-up diyebileceğimiz analizler ile güçlü olduğumuz ve zayıf olduğumuz alanlar ve çevrenin bize sunduğu fırsat ve tehditler ortaya çıkarılmasıyla hedeflerine sağlam adımlarla ilerleneceğini aktaran Yılmaz “Gelecek vizyonuna ulaşmak istiyorsak, planlı şekilde zayıf çıkan yönlerimizi geliştirmeliyiz, bunun için önümüzdeki fırsatları değerlendirebiliriz. Ancak tüm ön hazırlıklara rağmen vücudumuzdaki virüs sayısı fazla iken hamle yaparsak ne yazık ki tam ters bir süreç başlatabiliriz. Bu nedenle doğru insanlarla çalışmak, fayda üreten paydaşlarla ilerlemek, amaca uygun iş birlikleri geliştirmek, stratejilere ulaşmanın kilit noktasıdır. Sadece şirkete değil, şirketimizin içinde bulunduğu ekosisteme yatırım yapmanın, çevreyi düşünerek faaliyetlerimizi yürütmenin toplumsal faydası olduğu gibi iş sürekliliğini sağlamada önemini hatırlamalıyız. Dünyayı ve insanı ne kadar gözetirsek şirketimizin içinde bulunduğu şartlara da katkı sunmuş oluruz” dedi. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Tüm bu analizleri uygun metotlara dayalı ve bir plan dahilinde yürütmeliyiz ki elde ettiğimiz sonuçlar güvenilir olsun. Bunun yanında stratejimizi iyi geliştirip, iş planımızı oluşturduktan sonra bir köşeye çekilip bekleyemeyeceğimizi de hatırlamalıyız. Bir insan vücudunun dönem dönem sağlık gidişatını ölçmeye dayalı kontroller misali, düzenli aralıklarla stratejilerimizi, hedeflerimizi ve iş planlarımızdaki ilerlemeleri gözden geçirmeliyiz. Bir deyim benzetmesi ile bitirecek olursak; stratejik planlamada başarıya giden yol, vücut ekosistemimizi virüslere karşı izole etmekten geçer.”



  FUAR TAKVİMİ